25 Eylül 2010 Cumartesi

RUM KIZININ MÜBADELE YOLCULUĞU


Esat Halil Ergelen’ in yazdığı bir yazıyla başladı her şey.
Yazıda Mustafa amcanın anlattıklarından çok etkilendim. Üstelik Yunanistan' dan geldiği köy benim dedelerimin geldiği köyle aynı. Muhtemelen akrabayız.
Bir arkadaşımızın annesi vefat etmiş, ona başsağlığına gittik arkadaşlarla. Cenaze evinde sessiz ağır bir hava... Oturduğumuz odada orta yaşın üstünde teyzeler var. Seksen beş yaşında olduğunu söyleyen bir teyzeyi anneme o kadar çok benzettim ki, sordum nerelisiniz diye. Mübadiliz kızım dedi. Benimde bir mübadil olarak ilgim direk Nebahat teyzeye yöneldi. Hangi köy dedim Karadağ dedi. Bu kadar olur, benim annemlerde o köyden dedim.
Boşuna benzetmemişim teyzeyi anneme. Odada yaşı daha genç olan Şehime teyze anlatmaya başladı. Nebahat teyze Samsun merkez bankasında çalışırmış. Akşamdan elbisesini diker sabah işe gidermiş. Bir bakan bir daha bakarmış ona. Şehime teyze bunları anlatırken, Nebahat teyzenin gözlerinden utangaç gözyaşları döküldü. Eliyle sildi kimse görmesin diye. Kardeşini kaybetmenin verdiği acı ve eskiye duyduğu özlem her halinden belliydi.
Konu eskilerden açıldı 1924 zorunlu göçe geldi. Herkesin içinde bir burukluk var. Şehime teyze anlatmaya başladı. Benim babaannemin annesi bir Rum kızıymış. Dedem mübadelede onu gemiye saklayıp Samsun’ a kaçırmış dedi. Ya öylemi dedim daha önce Esat beyin yazdığı yazı geldi aklıma acaba bu Rum kızı o yazıda bahsedilen kızmıydı? O, üç Rum kızının aşklarının peşine düşüp Samsun’ a geldiğini söyledi. Sordum sonradan Yunanistan’a gitti mi ailesini görmeye diye. Yok dedi hiç gitmedi. Bu hikayenin yazılması gerektiğini düşündüm.
Aklıma Akın bey geldi. Onu aradım ve Şehime teyzenin bu gerçek hikayesini dinlemesini istedim. Şimdi onları tanıştırmak kaldı, gerisi Akın beyin kaleminden çıkan yazıyla şekillenecek.
Onun için kader diyorum. Ogün o cenaze evine gitmeseydim. Nebahat teyzenin akrabamız olduğunu öğrenemeyecektim. Üç Rum kızının hikayesini de…




Suzan Kaya Oruç