22 Mayıs 2011 Pazar

HANGİ ZAMANA

Kağıt kalem elimde, yazmak istiyorum.
Kelimeler yazıya dökülecekmi.
Ruhum anlatabilecek mi kendini yazıyla.

Oturduğum koltukta uzaklara bakıp
Uzak maviliklerde, sonsuz ufuk çizgisini geçmek istiyorum.
Bugün de bitti.

Derin bir nefes alıyorum.

Yarın kapıda bekliyor. O yarını kim görecek?

Zaman ne çabuk geçiyor. Eskiden bu kadar çabuk geçermiydi?

Yüzümde çizgilere yeni yeni çizgiler daha ekleniyor.

Eşya gibi insanda eskiyor, yavaş yavaş tükeniyor.
Çektiğim resimler anı olarak kalıyor.
Ruhum isyan ediyor, çığlıklarımı kimse duymuyor.
Sonra iç sesim sakin ol diyor, geçecek.
Kendi kendime sorular soruyorum.
Nereye gidiyorum, hangi zamana, neden bu koşuşturma?

Ne kadar ömrüm kaldı...

Hatta ölümüm nasıl olur acaba?

Neler yazıyorum ben Allahım.

Ruh halim ne kötü bugün, iyiki yazabiliyorum içimdeki kasırgayı.
Bırakmalıyım artık kalemi kağıdı,

Hadi hadi git şimdi.

Dinleme artık iç sesini.

 
Suzan Kaya Oruç