2 Ocak 2013 Çarşamba

ZEYTİNLİK MAHALLESİ

            30 Aralık 2012 pazar. Sinop' ta güneşli, soğuk bir gün. Önce Seyyid Bilal Hazretleri Türbesini ziyaret ettik. Camiye girdiğimde bayanlara ayrılan üst kattaki bölüme çıktım. Aşağıda hoca Mevlid okuyordu.  Biraz oturup  dinledim. Sonra aşağıya inip ayrı bir kapıdan türbeye geçtim. Odadaki manevi hava bambaşkaydı. Hocanın okuduğu Kuran-ı Kerim' in sesi kapalı kapının ardından, derin derin icerde yankılanırken, ruhum daha bir  huzur buldu.
            Türbeden çıkarak Zeytinlik Mahallesinde yürümeye devam ettik. Mübadele ile birlikte evlerini barklarını terk edip giden Rumlardan kalan evler dar sokakların etrafında tek tük kalmış, kimisinin bacası tüterken kimisinin camları kırılmıştı. Ha yıkıldı ha yıkılacak halde olanlardan birinin, kırık camından içeri baktım. Evin mutfak kısmıydı ve raflı terek duvarda hala asılydı. Kimbilir hangi mübadil aile şenlendirmiştir bu evi, kaç yer sofrası kurulup, dışardan gelen zeytin ağaçlarının kokusunda yemekler yenmiştir diye düşündüm.
            Yine hüzünle sevgiyle aşkla seyrettim onları. Fotoğrafladım tek tek. Evlerin bahçelerinde kocaman zeytin ağaçları, mahalleye adını verdiği için yok olmamak, kimbilir hangi siteyi yaparken kesilmemek için direnen güzelim ağaçlar.
            Yokuş aşağı ne cabuk inmiştik. Bitmişti işte o gizemli mahalle birden. Çarşıyla kucaklaşıp iskeleye doğru yürüdük. İskelede soğuk daha bi ısırıyodu,  denizden gelen rüzgar insanı iliklerine kadar üşütüyordu. O soğukta balıkçı gemilerinin tayfaları ahenk içinde ağlarını topluyor, ben ise bir şehrin  ancak bu kadar güzel olabileceğini düşünüyordum.

ASLINDA DOSTLAR...
GÜZEL OLAN; NEREYE NASIL BAKTIĞIN DEĞİL, NEYİ GÖRDÜĞÜNDÜR.

Suzan Kaya ORUÇ





           

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder